Yalan ve Doğrular!

Yorum yapılmamış Share:

Yalan ve doğrularıyla insanları gerçeklere sürükleyen bir hayat. Hep hayatın romanlarda anlatılan hayatlar gibi olmasını düşleriz. Ama hep o romanların aksine hayatımız çatallaşmaya başlar. Onlar mutluluğun doruklarına ulaştıkça biz mutsuzluk çukuruna doğru gömülürüz.


Daima kendi imkanlarımızla yaşamak düşüncesini gömeriz, bir daha bulamamak üzere zihnimizin karanlıklarına. Onlar yaşıyorlar ben de yaşarım. Onlar niye öyle, ben değilim düşüncesi ise hep ön planda.

Halbuki onları düşünmek yerine elimizdekilerle yetinmeyi öğrenmemiz gerekmekte. Her gördüğü şeye özen duyduğunuz zaman kendi elinizdeki bir değeri ve herhangi bir şeyi kaybediyorsunuz. Çünkü Allahü Teala “Kıymetini bilmediğiniz nimeti elinizden alırım” buyuruyor.

Gördüğü şeye kanıp kendi elindeki beğenmeyip, şükür etme erdemini gösteremeyince o da elden gidiyor.

Burada seçeceğiniz arkadaşın ve hayat arkadaşının önemi ortaya çıkıyor.

İsterseniz ilk once hayat arkadaşını ele alalım. İsteklerini karşılayamayacağınız ve kendi denginiz olmayan birisini seçtiğiniz zaman sıkıntıların ve dertlerin temelini atmış olursunuz. “Üst komşumuz şu arabadan almış bizimki yanında külüstür kaldı. Utanıyorum elalemin içine çıkmaktan.” “Şunların evine bak ne güzel iki katlı bizim ev ise köhne bir apartman dairesi. En kısa zamanda biz de ona benzer bir ev alalım.” “Aaa bak alt komşumuz yeni koltuk almış Avrupa model. Bizimkiler ise büyük dedem zamanından kalma. Eve misafir alamıyorum değiştirelim hemen.” Bu istekler arka arkaya sıralanır ve artık sizin için hayat artık daha zordur.

Marka düşkünü, son model meraklısı bir arkadaşınız varsa vay halinize. Artık her aldığı şeyi önünüzde resmi geçit yaparak tanıtacak ve sizin için için kendinizi yemenize sebep olacak. “Hoca bugün bir ayakkabı aldım valla gezerken ayaklarım yere deymiyor sanki. Eee kolay mı ikiyüzelli milyonluk ayakkabı oğlum olacak o kadar.” “Abi görmezden geliyorsun yeni gömleğimi. yüzon milyon saydık oğlum. Bak burada ne yazıyo timsah oğlum timsah, boru değil.” Bu şekilde devam eden tanıtımlar artık sizi kendinizden geçirmeye başlamıştır. Tabii bu da otamatik olarak anneye babaya yapılan baskıyla son bulur.

Anne baba ne yapsın gariban. Zamanında istedikleri gibi eğitim verememişler, şimdi de onun sıkıntısını çekiyorlar. Zamanında el bebek gül bebek her istediği önünde aman çocuğumuz sıkıntı çekmesin. Biz çektik bari o çekmesin. Hayır kardeşim siz çektiniz o da çeksin. Cefasız sefa olurmu hiç. Bir sıkıntı çekeceksiniz ki mükafatı gelsin. Bir söz vardır “Her sıkıntının sonunda ferahlık, her ferahlığın sonunda bir sıkıntı vardır.”

Elhamdülillah sağlıklıyız, her hangi bir yerimiz eksik değil daha ne istiyoruz. Bu dünyada olmazsa öbür dünyada mutlaka bunun keyfini süreceğiz.

Hadi beyler bir gün sona erecek olan şu saltanatınıza güvenmeyin, kendinize sonsuz saltanata hazırlayın.

Dünya da padişah olmuşsun, başkan olmuşsun hiç bir değeri yok. Önemli olan orası. Orası için hazırlanmamız lazım.

Previous Article

Yeşil Çağın Yeşil Uygulaması “Green IT”

Next Article

Hak ve Hürriyet İddiası

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.