Mütevazılık ve müsamahanın zirvesi Osmanlı Devleti

Yorum yapılmamış Share:

Osmanlı Devleti, ortaya koymuş olduğu muazzam gücü ve bununla beraber gelen kudretinin yanında idareciler ve halk her zaman sade bir hayat sürdüler. Hiçbir zaman gösterişe ehemmiyet göstermediler ve mütevazılığa önem verdiler.

Kendilerine tabi bir devlet hâline gelen Bizans Devleti’nin saraylarının yanında, kaldıkları yerler sıradan kalıyordu. Yaşadıkları hayat da sarayları gibi mütevazı ve güçlerine göre sade ve basitti. Gösterişten, şaşaadan uzak kaldıkları gibi, yerli halka da hiçbir zaman üstünlük taslamadılar, tahakkümde bulunmadılar ve müsamahakâr davrandılar. Osmanlı Devleti’nin bu kadar güçlenmesi ve büyümesinin de sebebi budur. Bu güzel haslet ise onlara İslamiyetten gelmekteydi.

Onlar fetih bölgelerinde yerli halka karşı o kadar iyi davranıyorlardı ki, halk bu davranışları kendi idarecileri ile mukayese ettiklerinde aradaki muazzam farkı net olarak görebiliyorlardı. Ortaya çıkan bu durum ise onların gönüllerinin Osmanlılara ve dolayısıyla İslamiyete kaymasına sebep oluyordu. Hatta bu vesileyle Osmanlılar birçok kale ve şehri harp etmeden, halkın kendisinin teslim etmesiyle almışlardır. Bu husus birçok yabancı tarihçi tarafından da gıpta ile bahsedilmektedir.

Meselâ, bunlardan birisi olan Gibbons yazısında, Osman Gazi’nin İslamiyete olan bağlılığından ve adil bir idareci oluşundan bahsederek şöyle demektedir:

“Osman Gazi, dininde o kadar saf ve temiz idi ki, sanki büyük adaşı halife Osman’ın ve daha evvelki halifelerin ikinci nüshası idi. Dinî gayreti ile heyecanlı olmak ve dinî hayatta en birinci ve evvelki gaye yapmak manasına alınırsa; Osman Gazi mutaassıptı yani dinden taviz vermezdi. Fakat başkasının inancına da karışmazdı. Kimseye zulmetmezdi. Eğer bunlar, Hıristiyanlara eza etmeye, sıkıntı vermeye kalkmış olsa idi, Rum ve Ermeni kiliselerini yıktırmış olsaydı, Osmanoğullarının bu kadar gelişmesi, yerli halkın Müslüman olması mümkün olmazdı.

Atilla ve Cengiz Han(*), aynı ırktan olmalarına ve göz kamaştırıcı muzafferiyetlerine rağmen, akıncı olarak kalmışlardır. Başarıları devamlı olmamıştır. Kalıcı bir imparatorluk kuramamışlardır. Kendi milliyetlerini bile muhafaza edememişlerdir. Karadeniz’in Kuzeyinden Avrupa’ya geçen Türkler Müslüman olup, dinleri için mücadele etmedikleri için eriyip yok olmuşlardır.

Osman Gazi’nin eseri, onlarınkinden daha devamlı ve neticeleri itibariyle tesiri çok daha geniş ve şümullü idi. Çünkü O, sükûnet içerisinde iş görüyor, evvelkileri ise boru ve trampet sesleri arasında yakıp-yıkıyorlardı. Şu hâlde O’na bunların üstünde bir mevki vermemiz icap eder. Filhakika bunlardan acaba hangisi bir millete adını verebilmiştir? 600 küsur sene hüküm sürebilmiştir?..”

Osmanlı Devleti’nin bu muazzam muvaffakiyetinin arkasında daha önce de belirttiğim gibi İslamiyet ve bu yolda hayatlarını feda eden gönüllü tasavvuf ehli dervişler vardı. Devlet idarecileri hiçbir zaman yürekleri iman dolu bu insanları ihmal etmemiş ve yanlarından ayırmamışlardı. Yeri gelmiş muazzam güce sahip padişahlar, onların iki dudağının arasından çıkan sözün aksine hareket edememişlerdir. Buna en mühim misallerden birisi olarak, İstanbul’u fethederek Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselamın müjdesine mazhar olmuş Fatih Sultan Mehmet Han’ın, Ebü-l Vefa hazretlerinin dergâhının kapısından içeri girememesi gösterilebilir

Bunun yanında karşılarına çıkan muhataplarına da son derecede müsamahakâr davranmışlardır. Gerek dinî, gerek idari manada zorlamalara asla iltifat etmemişlerdir.

Öyle ki; Hıristiyan halk, kendi dinleri ve din adamları ile bu yeni din ve temsilcilerini karşılaştırdıkları zaman, aradaki farkı ve üstünlüğü açık bir şekilde görmüşler ve kendiliklerinden İslamiyeti tercih ederek Türk-İslâm kültür dairesi içerisine girmişlerdir.

…..

(*) Gibbons kitaplarında Cengiz Han’ın Türk olduğunu belirtiyor ancak kendisinin Moğol soyundan olduğu birçok manada kanıtlanmıştır.

Previous Article

Osmanlı ve Selçuklu medeniyetinin temeli

Next Article

Osmanlı Devleti’nin gizli sultanları

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir